Bu sayfadasın: Anasayfa Söyleşiler Yorgun kadınlar, yorgun anılar

Söyleşi Yorgun kadınlar, yorgun anılar

Yorgun kadınlar yorgun anılar

Miraç Zeynep Özkartal

Bu yılın Sait Faik Hikaye Armağanı, “Yorgun Anılar Zamanı” adlı kitabıyla Ayşe Sarısayın’ın oldu. Yazmaya babası Behçet Necatigil’in anılarıyla başlayan Sarısayın, ilk öykü kitabıyla da Yunus Nadi Ödülü’ne değer görülmüştü.


Behçet Necatigil’in, Ayşe Sarısayın’ın üzerinde babası olmanın dışında en sevdiği şair olarak da büyük etkisi var. Öykülerinin başkahramanı “ev”i ve hüznü ondan miras almış. “Yorgun Anılar Zamanı”nda sıradanlığın parmaklıkları arasına sıkışmış kadınlar, onlarındüşleri, çocukluk anıları var.


Yazmak için çok beklediniz. Ama iki öykü kitabı, iki önemli ödül. Yazmaya nasıl başladınız?


Edebiyatla, okur olmak dışında pek bir ilgim yoktu yıllardır. Babama ilişkin anılarımın yer aldığı ilk kitabım “Çok Şey Yarım Hâlâ”yı da, biraz  çevremin ısrarıyla, onun bilinmeyen yönleri bilinsin diye yazmaya karar vermiştim. Ölümünden 20 yıl sonra bu işe kalkıştım ve yalnızca o kitaptı, yazmak istediğim. Anıları yazarken, babama yakınlaştıkça, kendi iç dünyama da eğildim ve öyküler yazmaya başladım. Yani yazmamı babama borçluyum bir anlamda; hem birikim yönünden, hem de anı kitabıyla buna vesile olduğu için.


Şimdi yazmak sizin için ne ifade ediyor?


Yazıların, kendimizi ve insanı anlamayı sağladığına, içimizdeki ıssızlığı kısa süreli de olsa, böldüğüne inanıyorum. Okuduğum bir dize ya 

da birkaç satır,  bir şekilde sızıyor yazdıklarıma; hiç tanışmadığım o kişiyle bir yerlerde buluştuğumu hissediyorum bazen. Benim de yazdıklarımdan birkaç sözcük, bir cümle birilerinde kalacak belki. Galiba bunu hayal ettiğim için yazıyorum.


Öykülerinizdeki ortak payda hüzün. Hüznü sever gibi bir haliniz var.


Evet, okurken de hüznü sezmek hoşuma gidiyor, etkileniyorum. Kırık dökük hayatlar, önünden geçip gittiğimiz ayrıntılar ilgimi çekiyor;  hüzünle  besleniyorum herhalde.


Bir de başrolde hep ev var. Behçet Necatigil’in şiirlerinde de evin büyük önemi var. Babanıza bir selam mı gönderdiniz bu şekilde?


Evin dışında olmak hiç kimse için mümkün değil. Babamın bir şiirinde geçer:  “hem dost hem düşman ev”. Benim için de öyle. Ev genelde sığınak, ama bazen de kaçıp gitmek istediğim bir yer. Sorumluluk demek çünkü. Her şey evlerde olup bitiyor. Evleri yazmayı, bilinçli olarak seçmedim, kendiliğinden böyle gelişti.


O evlerde de hep kadınlar var. “İki Ters İki Yüz” öykünüzde anlattığınız, “Yitirdiği ışıltıları parlattığı lavabolarda arayan kadınlar”…


Kadınla ev çok bütünleşmiş, özellikle bizim toplumumuzda. Çalışan kadınlar da adeta özür dileyerek çalışıyorlar. Hiçbir şey eksik kalmasın diye evde iki katı çalışıyor kadın. Erkekler misafir evlerde. O yüzden ev, bana hep kadını çağrıştırıyor.


Anlattığınız kadınlar hep çocukluklarına dönüyorlar. Neden çocukluk sizin için bu kadar önemli?


Çocukluğumuzda çok büyük yaralarımız yoksa, bir şekilde ayakta durabiliyoruz. Ama çocukluktaki büyük yaralar, ne yaparsanız yapın, sizi engelliyor. Böyle insanlar tanıdım. Belli bir yaşa geldikten sonra koşullar değişse de, çocuklukta yaşanan olumsuzlukların etkisi hiçbir zaman geçmiyor. Yazarken farkında olmadan bir şekilde çocukluğa dönüyorum. Öyküdeki karakter bir tepki veriyorsa bunu çocukluğundan getirmiştir. Yine burada da babamın etkisi olabilir: “gelmiyorsa bazı şeyler çocukluktan geçerek”.


Bir öykünüzde anıları yormaktan bahsediyorsunuz, kitabın adına da gönderme var burada. Ne demek “anıları yormak”?


İçinde bulunduğu durumdan bir çıkış noktası bulamayan biri ne yapabilir başka? Geçmişte tutunabileceği hoş birkaç anısı varsa, onları yaşatır içinde. Anıları yorar. Bugünden hoşnut olmayan birinin anılara sığınması diyebilirim.


Her öykü, kimi babanızın, kimi de başka şairlerin dizeleriyle başlıyor. Öyküleriniz şiirle kardeş gibi…


Şiir okumayı çok seviyorum, şiirle besleniyorum. İlk öykü kitabımda “Sandık Odaları” diye bir öyküm vardı. Bir gün babamla ilgili bir şey ararken bir şiirine rastladım, o şiirdeki birkaç dize bana hemen o öyküyü çağrıştırdı. Bazen bir şiir bir öykü yazdırabiliyor, bazen de tersi oluyor. Öyküye uygun birkaç dize buluyorum, konuya ilişkin bir pencere açmak için. Şairlere vefa borcumu ödüyorum belki de.



geri