Bu sayfadasın: Anasayfa Söyleşiler "Unutulmaz Bir Atlı"nın Yolculuğu!

Söyleşi "Unutulmaz Bir Atlı"nın Yolculuğu!

Unutulmaz Bir Atlı’nın yolculuğu!

Refik Sıla Güvenç

“ERDAL ÖZ: Unutulmaz Bir Atlı” isimli yeni kitabıyla bizleri usta yazarın hayatına dair bir yolculuğa çıkaran Ayşe Sarısayın’la, kitabını
ve Erdal Öz’ü konuştuk.

Bizlere kitabınızın oluşum sürecinden bahseder misiniz?

Bu kitap fikri bana Can Yayınları’ndan önerildi. Ben de büyük bir onur duyarak kabul ettim. 2 senelik bir çalışmanın ürünü bu kitap. Erdal Öz’ün arşivi bana verildi. Erdal Öz’ün sağlığındaki yazıları, mektupları, günlükleri bana verildi. 2 sene boyunca pek çok arşivi inceleme fırsatı buldum.


Kitabınız için ‘Erdal Öz biyografisi’ yerine ‘Erdal Öz kitabı’ diyorsunuz; neden acaba?

Biyografi sözcüğü bana çok iddialı geldi. Bir insanın hayatının hemen hepsine ulaşmak imkansız gibi geldi bana. Ayrıca dediğim gibi, çok fazla belgeden yararlandığım için ‘Erdal Öz kitabı’ deyişi beni daha çok rahatlattı. Çünkü biyografi demek, eksiksiz olma anlamına da geliyor. ‘Erdal Öz’ kitabı denmesi bence daha yararlı.


‘Unutulmaz Bir Atlı’ iç içe iki kitap gibi. Ana metni destekleyen ‘Erdal Öz Yolcuğu’ yazar olarak size ve okuyucuya bir kolaylık sağlamış gibi. bu yönteme bilerek mi başvurdunuz?

Aslında önce öyle başlamadı. Kitabın ilk bölümü kendim için bir günlük gibi başladı. Çünkü o dosyaları, arşivleri eve getirdiğimde paniğe kapıldım. Çünkü çok kısa bir zamanı paylaştığım birinin hayatını yazmak cesaretti. Bu durum bende biraz korku yarattı. Önceleri kendimi rahatlatmak için başladım o günlüğe. Sonra süreç içinde görüşmelere başladığımda görüştüğüm kişilerle ilgili kendi izlenimlerimi, onların bazı yorumlarını yazıyordum. Bir yerden sonra da o metni bu kitaba entegre edebileceğimi düşündüm. Aslında daha somut belgelere dayanan metinler dediğiniz ana bölümü oluşturuyor. ‘Erdal Öz Yolculuğu’ ise bana teknik olarak kolaylık sağladı. O biraz daha kişisel bir metin oldu.


Kitabınızın hazırlanışında görüştüğünüz kişilere ‘Erdal Öz deyince aklınıza gelen şey ne’ diye soruyorsunuz. Peki Erdal Öz denince sizin aklınıza ne geliyor?

Benim aklıma elbette çok şey getiriyor. Tümünü kitabımda anlatmaya çalıştım. Sanırım yüzlerce sayfada anlatamadığımı ona ‘Erdal ağabey’ diyerek daha iyi anlatmaya çalışıyorum. Onu tanıyanlar için bu söz çok şey ifade ediyor.


Kitabınızda şöyle deniliyor: ‘Bazı detayları bilmek; kahramanını seviyor, tanıyor olmaktan daha da keyif verici.” Peki Erdal Öz’ü tanımak sizin hayatınıza neler kattı?

Bu tabii çok heyecanlı bir yolculuktu. Çünkü benim Erdal Öz ile 3 yıllık bir tanışıklığım var. Oysa günlüklerde, mektuplarda ve belgelerde ben çok yeni bir Erdal Öz ile tanıştım. Bu da benim için çok başka bir duyguydu.


En beğendiğiniz Erdal Öz hangisi?

Bu zor bir soru ama sanırım “Odalarda” adlı romanı diyebilirim.


Neden?

Çünkü Erdal Öz “Odalarda”yı çok genç yaşta yazmış. O yaşlarda insan kavramını bu denli ustaca ele alması çok büyük bir başarı gibi geliyor bana. O derinlikte bir roman yazmak için çok genç bir yaş. Onun dışında Erdal Öz’ün çok sevdiğim öyküleri de var. Bir şeyi seviyoruz ama onu neden sevdiğimizi tam anlamıyla bilemiyoruz. Bu bir duygu aslında. ‘Sevgili Acı’ isimli öyküyü çok severim. Oradaki aşk inanılmaz duygulandırır beni. ‘Sular Ne Güzelse’ de aynı öyle. Bir kişiyi, bir şeyi seviyorsunuz. Bunu tam anlamıyla anlatamıyorsunuz.


Erdal Öz denince ‘Gülünün Solduğu Akşam’ı konuşmamak imkansız. Sizin hayatınızda ‘Gülünün Solduğu Akşam’ın yeri nedir?

Elbette o kitabın yeri çok özel. Kitabı birkaç kez okudum. O hepimizin bir dönem başucu kitabıydı. Deniz Gezmiş’e dair çok kitap yazıldı. Hepsini okudum. Ama “Gülünün Solduğu Akşam”da Denizlerin hayatını edebiyatın içinden ve yüreğimize dokunarak çok güzel anlattı Erdal ağabey.


Sizin çevirisini yaptığınız kitaplar da var, size göre Türkiye’de çevirmenlik ne durumda?

Ben bu alanda çok yeniyim aslında. Ben bu soruyu okur olarak cevaplayabilirim. Bazı kitapları gerçekten bize sevdiren çevirilerdir. Çeviri kötüyse kitap ne denli nitelikli olursa olsun o kitabı okuyamıyorsunuz. O sebeple çevirinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi bu alanda da biraz gerideyiz. Bu tabii sadece çeviri eğitimi almakla çözülecek bir şey değil, iyi edebiyat okumakla çözülecek bir şey. Okumaya ilgi azaldıkça iyi çeviriye ulaşmak da zor olur bana göre.


Kitabınıza gelen tepkiler nasıl; ayrıca Erdal Öz’ü yazmak riskli miydi sizin için?

Hayatta her şeyin riski var. Ama sonuçta tamamen kurmaca bir metin yazdığınızda o sizin sorumluluğunuz. Ama burada başkasının hayatı söz konusu. O kişinin anısını zedelemek, çok sevdiğim bir insanı istediğim gibi anlatamamak gibi korkularım oldu. Ama şu ana kadar olumsuz bir eleştiri almadım. Örneğin sizin gibi genç gazeteci arkadaşlar kitabımı okuduktan sonra Erdal Öz’ün okumadıkları kitaplarını da okumaya başladıklarını söylediler.


Yeni çalışmalarınız neler?

Şu anda hiçbir şey yok. 2 sene boyunca sadece bu kitaba yöneldim. Bir süre kendimle kalıp dinlenmek istiyorum. Sanıyorum yine öyküye dönerim. İnanıyorum ki, Erdal Öz yolculuğu bende yeni öykülere kapı açar.




geri